NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

 

        Projeler

            ve

   Koordinasyon

       Merkezi

     Başkanlığı

           

      GENÇ GİRİŞİM GRUBU ve SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ  ENGELLİLER ARAŞTIRMA MERKEZİ

              işbirliğiyle hazırlanan “SESİMİZİ DUYUN ÇIĞLIĞIMIZ OLUN Gençlik Projesinin Açılışına Davetlisiniz

           Bu projede amacımız ne kişi ya da kurumları suçlamak, ne de bugüne kadar çözüme kavuşturulamamış sorunları şuan görev yapan kamu ve özel sektör yetkililerine fatura etmek değildir. Bu projede yapmak istediğimiz sadece var olan ama dikkatlerimizden kaçan ya da bize sıradan gelen engelli sorunlarını ortaya koyarak ‘farkındalık’ oluşturmaktır.

Türkiye’de resmi kurumların yaptığı araştırma verilerine göre yaklaşık olarak 8,5 milyon engelli birey yaşamaktadır. Ülke genel toplam nüfusu ile birlikte değerlendirildiğinde nüfusun %12’si engelli olarak karşımıza çıkmaktadır. Böylesine büyük ve önemli bir kitleyi oluşturmasına rağmen engelliler ülkemizde ne yazık ki evrensel insan hak ve özgürlükleri ile etik ilkeler ışığında çağdaş ve modern bir yaşam standardizasyonuna ulaşabilmiş değildir.

                Toplumda engel, engelli ve engellilik gibi temel kavramlar dahi tam olarak anlaşılmış ya da doğru bir biçimde algılanmış değildir. Bu nedenle de engelli-toplum entegrasyonu gerçekleştirilememektedir. Engel nedir, engelli kime denir diye sorulduğunda birden fazla ve farklı cevap alabilmek mümkündür. Kimine göre engelli, kimine göre özürlü, kimine göre sakat, kimine göre de Tanrı’nın kötü şeyler için verdiği bir ibret olarak görülen bu bireyler sosyal yaşam içerisinde ‘öteki’ olarak görülmektedir.

                Engellilerin yaşama hakkı tartışma konusudur. Halbuki uluslar arası ve ulusal yasal mevzuatlarda garanti altına alınan bu hakkın tartışılması bizce suç niteliğindedir. Ulusal medya organlarında gerçekleştirilen programlarda ‘bebeğinizin engelli olacağını öğrendiniz ne yaparsınız?’ gibi etik olmayan ve kısır bir önerme ile tartışmalar düzenlemektedirler. Ortaçağ ve Nazi Almanya’sından kalma engelliye yaşama hakkı tanımayan ve saf ırk oluşturma düşüncesinin değişik versiyonlarının 21. yüzyılda hala gündem oluşturması gerçekten düşündürücüdür.

                Engellilere eğitim hakkı asgari düzeyde sağlanmaktadır. Ülkemizde 8,5 milyon engelli birey olmasına rağmen özel eğitim alanında yeni yeni adımlar atılmakta ve engellilere eğitim hakkı tanınmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda okullara engelli oldukları için kayıtları yapılmayan birçok örnek olay yaşanmış ve medyaya yansımıştır. Ayrıca eğitim kurumlarımızın mimari düzenlemeleri yapılmadığından dolayı tekerlekli sandalyeye bağımlı bir ortopedik engelli ne yazık ki eğitimini sabah 08.30’dan akşam 17.00’e kadar altı bezli bir biçimde almaya çalışmaktadır. Bu durumun pisikolojik ve pedagojik olarak ne derece uygun bir eğitim ortamı olduğu tartışmasız bir realitedir.

Engelliler istihdam edilmemektedir. Ülkemizde yapılan birçok yasal düzenlemeye rağmen engelliler hem kamu hem de özel sektörde istihdam edilmemektedir. Üniversite mezunu birçok görme engelli avukat, öğretmen, pdr uzmanı kuruluşların telefon santrallerine engelli oldukları için mahkûm edilmekte, birçok mühendis, mimar, çocuk gelişimci ortopedik engelli yine sırf engelli oldukları için düztaban, giriş katlarda banko ya da danışma memurluğunda görev verilmektedir. İşitme engelli ve zihin engellilerin istihdamı ise engelli istihdamında en asgari düzeyde olan gruplardır.

Engelliler sağlık ve rehabilitasyon imkânlarından mahrum bırakılmıştır. Eğitim almamış, istihdam edilmemiş, kendi ayakları üzerinde duramayan bir engellinin sağlık güvencesi ve rehabilitasyonu elbet asgari seviyelerde olacaktır. Yüz binlerce engelli ortez, protez başta olmak üzere engel gruplarına göre değişen tıbbi ihtiyaçlar içinde bulunmaktadır.

Daha birçok alanda engelliler ve mahrumiyetleri ya da sorunlarını gün ışığına çıkartmak mümkün ancak en temel üç öge olan eğitim, sağlık ve istihdam alanlarında tablo böyle.

Ve belki de bütün bu olumsuzlukların temel nedeni, çıkış noktası toplumun engel ve engelliyi tanımamasıdır değil mi?

Engelli sokakta, caddede, kafede, alış veriş merkezinde ya da başka bir sosyal alanda toplumla iç içe olduğunda bütün gözler, parmaklar, fısıltılar ve işaretleşmeler o bedenin üzerine bir mızrak gibi çakılmakta, engelli tüm bunları bir mıknatıs gibi üzerine çekmektedir. Böyle bir durumla siz karşılaşsanız evinizden bir daha çıkar ve toplumla bütünleşme gayreti içinde olur musunuz?

Engelli bir çocuğunuz var ve akraba ya da eş-dost ziyaretlerine gittiniz ve yakınlarınız sanki uzman bir doktor edası ile şifa reçeteleri sıralamaya, doktor tavsiyelerine ve hatta türbe-tekke methine başlarlarsa siz akraba ya da eş-dost ziyaretlerine devam eder ve toplumla bütünleşme gayreti içinde olur musunuz?

İşte Genç Girişim Grubu olarak ülkemizde engellilerin karşılaştıkları sorunların en temel nedeninin ‘toplumda engelli farkındalığı ve bilincinin olmaması’ olduğunu tespit ederek toplumda engelli farkındalığı ve bilinci oluşturma adına bir proje hazırlamış bulunmaktadır. Ve Avrupa Birliği Eğitim Ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı’na (UA) sunulan ‘Sessiz Çığlık’ adlı proje Başkanlıkça hibe almaya hak kazanmış ve 01 Ocak 2010 itibari ile de projeye start verilmiştir.

‘Sessiz Çığlık’ adlı proje kapsamında tüm Türkiye’de saha inceleme ve araştırması yapılarak engelli ve engelli ailelerinin engellerinden dolayı yaşadıkları komik, dramatik ve trajik olaylar hikâyeleştirilerek toplanacak ve aralarından seçilen hikâyeler basılı ve sesli kitap olarak piyasaya sürülecektir. Akabinde de Adana, Antalya, Ankara, İstanbul, İzmir, Isparta, Kayseri, Diyrbakır ve Trabzon illerinde bulunan üniversitelerde engelli farkındalığı seminerleri verilerek proje 30 Haziran 2010 tarihinde sonlandırılacaktır.

Hiç şüphesiz engelliler ile ilgili olarak bugüne kadar ve özellikle de 2003’ten sonra yapılan çalışmalar büyük bir ivme kazanmış, engellilerin çağdaş ve modern bir yaşam standardizasyonuna ulaşabilmeleri için faaliyette bulunulmuştur. Yapılan tüm çalışmaları ve bu konuda atılan olumlu adımları taktir ile karşılıyor, ‘biraz daha engelli farkındalığı’ diyoruz.

                ‘Çığlığımızı duyun ve sesimiz olun’.

GENÇ GİRİŞİM GRUBU

Genç Girişim Grubu; Türkiye Engelliler Spor Yardım Ve Eğitim Vakfı’ndan (TESYEV) yüksek öğrenimleri sırasında eğitim bursu almış, %40 ve üzeri derecelerde çeşitli engel gruplarına mensup engelli üniversite öğrencileri tarafından 2004 yılında kurulmuş ‘resmi olmayan gençlik topluluğu’ statüsünde bir sivil toplum hareketidir.

Genç Girişim Grubu; Türkiye’de resmi kurumların yaptığı araştırma verilerine göre yaşamakta olan 8,5 milyon gibi dev bir engelli nüfus kitlesinin temel sorunlarına çözüm bulmaya çalışan bir avuç engelli genç tarafından kurulmuştur. Engellilerin bilim, din, eğitim, ekonomi, hukuk, istihdam, kültür, sanat, spor, rehabilitasyon kısacası hayata dair her alanda karşılaştıkları sorunları tespit etmek ve bu sorunlara gerçekçi, yapıcı, faydacı, uygulanabilir ve uzun vadeli çözüm olabilecek projeler üretmek için faaliyet göstermektedir.

Genç Girişim Grubu; ‘resmi olmayan gençlik topluluğu’ statüsündedir ve tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Bu duruma Genç Girişim Grubu Genel Başkanı İsmail ÇEVİKBAŞ;

‘Bir masa, birkaç tabure ve masa üstünde bağış koçanı ile var olmaya çalışan ve faaliyet gösteren sivil toplum hareketlerine ve tüzel kişiliklere karşıyım. Engelliyi toplum nazarında aciz, vasıfsız, kalifiye olmayan, adeta devletin ve milletin sırtında bir kambur gibi göstermek engellilere yapılacak en büyük kötülüktür. Eğer bir tüzel kişilik meydana getirilecekse o tüzel kişiliği oluşturacak olan gerçek kişiler yani şahısların tüm benlikleri ile ellerini taşın altına koymaları gerekmektedir aksi takdirde sadece devlete ve millete fatura edilen bir hizmetin sivil toplum anlayışı ile bağdaşması mümkün değildir’ diyerek açıklama getirmektedir.

Genç Girişim Grubu; 2004 yılından bu yana her yıl Türkiye Engelliler Spor Yardım Ve Eğitim Vakfı (TESYEV) organizatörlüğünde İstanbul’da gerçekleştirilen Bursiyerler Toplantısı etkinliğinde bir araya gelmekte, karşılıklı fikir alış-verişlerinde bulunup faydalı paylaşımlar gerçekleştirmektedirler. Bu bağlamda Genç Girişim Grubu ekip olarak proje üretmekte ve başta Avrupa Birliği Gençlik Programları olmak üzere diğer hibe programlarına başvurularda bulunmaktadır.

 
Isparta MEM ARGE ©2009     
6 Mart Atatürk Caddesi Isparta TÜRKİYE Tel: 0 (246) 223 10 20
E-Posta:  bilgi@arge32.com, arge32@meb.gov.tr, projelerekibi32@meb.gov.tr
by Nuri KOLAY
Javascript DHTML Drop Down Menu Powered by dhtml-menu-builder.com Javascript DHTML Drop Down Menu Powered by dhtml-menu-builder.com